27 Imperative ve let’s
1
Imperative
a – Çok farklı yollarla, örneğin emir, öneride, uyarma yada teklif ve ricalarda kullanırız.
Stop!
Have some more coffee.
Tell your boss you can’t work late tonight.
Help me with these bags, please.
Look out! Be careful!
b – Olumsuz bir emir kipini don’t / do not ile yaparız.
Don’t sit down.
Don’t open the window.
Do not feed the animals.
c – Emir kiplerini, başlarına do ekleyerek daha içten, örneğin, nezaketimizin yada sabrımızın fark edilmesini sağlayan bir ifade yapabiliriz.
Do sit down.
Do stop making that noise.
d – Emir kiplerinden sonra soru etiketi, will / won’t / would you? ve can / can’t could you?, kullanabiliriz.
Shut the door, will you? (Kapıyı kapatıver, olur mu?)
Sit down, won’t you? (Oturacaksın, değil mi?)
Help me with these bags, could you? (Şu bavullara yardım edersin, değil mi?)
2
Let’s
a – Let’s, (=let us) bir tür birinci çoğul şahıs gibi öneride bulunmak için kullanılır.
We’re late. Let’s hurry.
“What shall we do this evening?” “Let’s stay at home.”
b – Let’s not yada Don’t let’s ile olumsuz yapabiliriz.
Let’s not wait. / Don’t let’s wait.
Bazı kişiler Let’s not’ın daha doğru bir kullanım olduğunu düşünmektedir.
c – Vurgu için let’s öncesinde do kullanılabilir.
Do let’s hurry.
d – let’s sonrasında soru etiketi shall we? kullanabiliriz.
Let’s go to cinema, shall we?
28 There is, there are
1
Bir şeyin var olduğunu söylemek istediğimizde, cümleye normal olarak there + be ile başlar, özneyi be sonrasında kullanırız.
There is a bank in West Street.( A bank is in the West Street, demeyeceğizdir.)
Bu yapıyı belirsiz öznelerle birlikte kullanırız.
There’s a man at the door.
There are some letters for you.
“Is there anybody at home?” “No, there isn’t.”
2
Bu yapıyı be fiilinin farklı halleri ile kullanabiliriz.
There is a bank in West Street.
There was a telephone call for you last night.
There has been an accident
There will be a lot of people at the party.
29 Have ve have got
1
İngiltere İngilizce’sinde, ‘sahip olmak’ anlamında çoğu kez have yerine have got kullanırız.
I’ve got a new camera.
I have a new camera.
I haven’t got any paper.
I don’t have any paper.
Have you got a pen?
Do you have a pen?
He’s got brown eyes and black hair.
He has brown eyes and black hair.
2
Tekrarlanarak olan şeylerden söz ederken, have got değil, have kullanırız.
I often have headaches
I’ve got a terrible headache at the moment.
I don’t usually have much time for lunch.
I haven’t got much time today.
Geçmişten söz ederken, normal olarak had got değil, had kullanırız.
I had a headache last night.
I didn’t have a pen. Did you have a key?
30 Eylemler için have
1
Bir çok ifadede eylemlerden söz ederken have kullanabiliriz.
Have breakfast/lunch/dinner/a meal/a drink/a cup of tea/some coffee/a beer/a cigarette
Have a bath/a shower/a wash/a shave/a sleep/a rest/ a dream
Have a swim/a walk/a game of tennis
Have a holiday/a day off work/a party/a good time/
Have a conversation/a talk/a chat/a quarrel/a row/a fight/a disagreement/an argument
Have a baby
Have a look
Have a try/a go
2
Bu ifadelerde have fiilinin süreklilik halini kullanabiliriz.
Sally is having a shower at the moment.
Are you having a good time?
We were having dinner when Peter arrived.